1. Ferhat Kentel'den...(1)


    Modernleşmeyi ithal ediyorsunuz, hadi yaptım diyorsunuz ama hiç te beklediğiniz gibi olmuyor. Hiç beklenmeyen sonuçları var modernleşmenin. Bu da sosyolojinin en klasik derslerinden biridir. Siz aktör veya devlet, işçi sınıfı ya da herhangi bir birey olarak ne yaparsanız yapın, sonuçların ille de istediğiniz ya da düşündüğünüz gibi olacağını garantileyemezsiniz. Tam tersine, sizin dışınızda başka aktörler olduğu için sizin elde etmek istediğiniz sonuç hiçbir zaman tam istediğiniz sonuç olmaz. Başka sonuçlar, başka durumlar ortaya çıkar ve bunlar hiçbir aktörün beklemediği sonuçlardır aslında. Ya da hocam Alain Touraine’in ifadesiyle, toplumsal aktörler tarih yazdıklarını düşünürler ama yazılan tarih, onların hayal ettikleri, yazdıklarını düşündükleri tarih değildir.

    Not: Daha önce bahsettiğim Ehlileşmemek, Düzleşmemek, Direnmek isimli Ferhat Kentel'in söyleşi kitabından alınmıştır.
    Continue reading »
  2. Modernizm'in Yeryüzü Serüveni...


    Herkesin anlayabileceği bir dil ve anlatımla Ferhat Kentel, modernizmin tarihini, modernizmin Türkiye’deki serüvenini ve bununla beraber ortaya çıkan aktörleri bir güzel özetliyor. Özellikle ortaya koyduğu örnekler ve yaptığı çözümlemeler okuyucunun zihnini açıyor. Açıkçası benim için çok faydalı ve önemli kazanımlara neden oldu bu kitap.

    Ülkede en az iki yüz yıldır devam eden bir modernleşme süreci ve en son Cumhuriyetle ortaya çıkan ve bir yüzyıla yaklaşan bir demokrasi tecrübemizin hal-i pürmelali masaya yatırılıp derinlemesine analiz ediliyor. Soruları soran ve konuyu yönlendiren Esra Elmas’ı da tebrik ediyorum.

    Kitapta öne çıkan analiz ve yorumları ileride sizlerle paylaşacağım.

    Ehlileşmemek, Düzleşmemek, Direnmek
    Yazar: Ferhat Kentel
    Söyleşi: Esra Elmas
    Hayykitap - Söyleyecek Sözü Kalanlar Dizisi - 2
    Continue reading »
  3. Fiyonklu İstanbul Dürbünü


    Gül İrepoğlu, bir kaç yıl evvel tarihçi Mustafa Armağan ile gerek Osmanlı Tarihi gerekse İstanbul ve sanat tarihi üzerine TRT'de yaptığı söyleşi programlarından tanıdığım bir bilim insanı.

    Yine birkaç yıl evvel sanat tarihçiliğini edebiyatla birleştirerek güzel bir tarihi romanı yayın hayatına kazandırmıştı. Kitap dergilerinde İrepoğlu'nun yeni kitabının çıktığını öğrendim. Bu kitapta İrepoğlu otobiyografik bir roman yazmış denilebilir.

    Selim İleri, bu kitabı masal-roman olarak nitelendiriyor:'Gül İrepoğlu’nun yeni eserini çok severek okudum. Diyebilirim ki, tadı damağımda kaldı. Bir anı-roman mı, otobiyografik özellikler de taşıyan deneme-roman mı?Belki, giysiler, giyim kuşam dünyasında bir masal-roman. Evet masal-roman!
    Yaşamın acılarını bilen, ama o acıları güzelliklerle, estetikle yenmek isteyen bir anlatıcının kaleme getirdikleri...
    '
    Continue reading »